Horasan'dan Anadolu'ya İskan Politikası ve Göç Siyaseti

Bu çalışma, Dulkadiroğulları Beyliği'ni kuracak olan Türkmen kütlelerinin 13. yüzyıldaki devasa hareketliliğini, sadece bir göç dalgası olarak değil, bilinçli bir "Vatan İnşası" ve "Stratejik Konumlanma" olarak ele almaktadır. Horasan havzasından çıkan Bozok boylarının, özellikle Bayat ve Avşar kollarının, Anadolu’nun güneyindeki Maraş-Elbistan-Suriye hattına yerleşim süreçleri,bölgenin bugünkü demografik ve kültürel yapısının temel taşıdır.
Moğol İstilasının Tetiklediği Türkmen Göçü ve Horasan Hafızası 1220’li yıllardan itibaren Cengiz Han ordularının Harezmşahlar Devleti’ni yıkmasıylabaşlayan büyük kaos, Türkmen kütlelerini batıya, "Güneşin Battığı Yere" (Mağrip) doğru itmiştir.Horasan’ın Merv, Belh ve Nişabur gibi ilim ve ticaret merkezlerinden kopan Bayat Türkmenleri,beraberlerinde sadece sürülerini değil, yüzyılların biriktirdiği devlet kurma tecrübesini de getirmişlerdir. Bu göç sırasında Türkmenlerin geçiş güzergahı olan Azerbaycan ve Doğu Anadolu,beyliğin ilerideki "askeri aristokrasisi"nin harmanlandığı yer olmuştur.
Bozokların Siyasi Tavrı Oğuzların Bozok koluna mensup olan bu kütleler, Selçuklu Sultanlarının "Uç Beyliği" tekliflerini, kendi bağımsızlık karakterlerine uygun olduğu için kabul etmişlerdir. Onlar için sınır boyları, hem hürriyet hem de cihat kapısıydı. Özellikle 1243 Kösedağ Savaşı sonrası Anadolu’daki Selçuklu otoritesinin sarsılması, Dulkadirli Türkmenlerinin bölgedeki en güçlü aktör haline gelmesinin önünü açmıştır.
Stratejik İskân: Neden Maraş ve Elbistan? Dulkadirli Türkmenlerinin yerleşim için Maraş ve Elbistan merkezli Nur Dağları (GâvurDağları) ve Toroslar hattını seçmeleri tesadüf değildir. Bu bölge, dönem itibarıyla üç dev gücün(Selçuklu bakiyesi, Memlükler ve Ermeni Krallığı) kesişim noktasıydı. Türkmenler bu bölgeyeyerleşerek şu stratejik avantajları elde etmişlerdir: Lojistik ve Geçit Kontrolü: Suriye ile Anadolu arasındaki ana ticaret yollarını ve askeri geçitleri kontrol altında tutma imkanı.Hayvancılık ve Yaylak Kültürü: Binboğa ve Nurhak dağlarının sunduğu geniş otlaklar,Türkmen ekonomisinin temeli olan küçükbaş hayvancılık için hayati öneme sahipti.Doğal Kale Yapısı: Dağlık coğrafya, Moğol ve Memlük ordularının ağır süvari birliklerine karşı gerilla taktikleri (asimetrik harp) uygulama şansı veriyordu. "Tarihçiler, Dulkadirli Türkmenlerinin yerleştiği bu hattı 'Türkmen Seddi' olarak adlandırır. Bu sed, sadeceMemlük topraklarını kuzeyden korumakla kalmamış, aynı zamanda Anadolu’nun güneyindeki Ermeni ve Haçlıkalıntılarını tamamen tasfiye etmiştir." 3. Toplumsal Yapı ve Dulkadirli Kimliğinin Teşekkülü Beyliğin ismine ilham veren "Zülkadir" (Kudret Sahibi) unvanı, bu süreçte sadece bir kişininadı değil, bölgedeki Türkmen boylarının birleştiği bir "üst kimlik" haline gelmiştir. Bayat boyu öncülüğünde kurulan bu konfederasyon; Avşar, Beydili ve Döğer gibi diğer Bozok boylarını daiçine alarak devasa bir insan kaynağına ulaşmıştır. Toplumsal yapıda "Boy Beyliği" sistemi korunmuş, ancak ortak bir konsey (Toy) vasıtasıyla merkezi bir iradeye doğru ilk adımlar atılmıştır.
Memlük Sultanlığı ile İlk Temaslar (1300-1330) 14. yüzyılın başlarında, Dulkadirli Türkmenleri artık Memlük sarayında "Zülkadiriyye Türkmenleri" olarak anılmaya başlanmıştır. Memlükler, kuzeyden gelen İlhanlı ve Ermeni tehdidinekarşı bu savaşçı kütleyi bir "paratoner" olarak görmüşlerdir. Ancak Türkmenler, Memlüklerinsadece birer paralı askeri olmayı reddetmiş, kendi topraklarında kendi kanunlarını (Töre)uygulamaya devam etmişlerdir. Bu bağımsızlık arzusu, 1337’deki resmi kuruluşun en büyük motivasyon kaynağıdır.
Yasin Dulkadir
Akademik Kaynakça ve Arşiv Notları:1. İbn-i Bibi, El-Evamirü’l-Ala’iye (Selçuklu Tarihi Kayıtları).2. Tahrir Defterleri (Maraş ve Elbistan Livaları, 15. yy öncesi sözlü gelenek kayıtları).3. Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler), Ankara Üniversitesi Yayınları.4. Refet Yinanç, Dulkadir Beyliği Arşiv Belgeleri.